Neden Doğa En güzel Okul dışı Faaliyettir?

Neden Doğa En Güzel Okul Dışı Faaliyettir?

Doğanın beynimiz üzerindeki etkileri üzerine pek çok makale okudum. Eskiden bu tür makaleleri okuyunca aklıma sadece mahalledeki parkta dolaşan emekli yaşlı çiftler gelirdi. Alzheimer ya da bunama gibi sorunlar yaşamamak için bu insanların bedenlerine ve zihinlerine iyi bakmaları gerektiğini ve bu yüzden kendilerini parkalara ya da ormana attıklarını düşünürdüm. Bembeyaz saçlarıyla bu çiftler oldukça kaygısız görünürlerdi. Eskisi kadar yoğun olmayan hayatlarının bu döneminin tadını çıkarıyor gibiydiler.

Doğayla beyin arasındaki ilişkiyi düşündüğümde, kendimi ya da çocuklarımı düşünmek hiç aklıma gelmezdi. Hafızamız gayet yerindeydi. Altı yaşındaki oğlum Pokemon kartlarını orada burada kaybeder, ben de bazen anahtarlarımın yerini unuturum. Ama bunların hepsi küçük şeyler.

Geçenlerde, “Doğa sizi daha zeki yapar” diye bir makale okudum. Açıkçası önce konuyla pek ilgilenmedim, çünkü bizi daha zeki yaptığını bildiğim bir dolu başka şey vardı. Mesela müzik aleti çalmayı öğrenmek, kitap okumak ya da bulmaca çözmek… Ama bence ilginç olan bu saydıklarımın hepsinin etkisinin oldukça anlaşılır olması, oysa doğa için aynı şeyi söylemek zor. Keman egzersizi yaparak ya da kitap okuyarak saatler geçirmenin beyni yoğun bir şekilde çalıştırdığını ve geliştirdiğini tahmin etmek hiç de zor değil. Ama doğanın içinde sadece zaman geçirmenizin sizi daha zeki yapması? İçinde bulunduğunuz yer kadar basit bir şey IQ’nuzu nasıl etkileyebilir ki?

Beynin Dayanıklılığı isimli kitaba göre doğa, vücudunuzun “gevşeme tepkisi” vermesini sağlayarak hafızanızı etkiliyor. Gevşeme tepkisi, “stres tepkisinin” tam tersi oluyor. Kendinizi doğaya attığınızda beyniniz kendini “kapatabiliyor.” Çünkü etrafınızdaki her şey size doğal olarak ilginç geliyor. Kendinizi yeni bir metne, yeni bir konuya ya da piyano eserine verirken ihtiyaç duyduğunuz çabanın aksine doğada olduğunuzda bir şeylere dikkatinizi vermek için çaba göstermeniz gerekmiyor. “Gevşeme alanı”na ayak basmanın pek çok faydası var. Tansiyonunuz düşüyor, kortizol seviyeniz düşüyor, bağışıklığınız artıyor, kas gerginliğiniz ve tetikte olma haliniz azalıyor. Beyne giden kan akışı yüzde 25 gibi etkileyici bir düzeyde artıyor. Uzun vadede eğer gevşeme tepkisi düzenli olarak gerçekleşirse, vücudunuzun stres tepkisine karşı savunmasızlığı azalıyor.

Bu uzun vadeli faydaların sadece emekli insanların yararına olmadığını fark ettim! Anaokulundan üniversite yıllarına kadar hatırı sayılır bir düzeyde stres altına giren çocuklarımızın da acilen bunlara ihtiyacı vardı. Çocukların günlük olarak maruz kaldıkları strese sebebiyet veren faktörlerin sayısı hiç de az değil ve bunlar gittikçe artıyor.

Küçük yaşlarda yaşadıkları sınav, test ve ödev baskısı uzun yıllar devam ediyor. Amerikan Psikoloji Derneği tarafından yayınlanan yıllık bir ankete göre Amerikalı ergenler, çevrelerindeki yetişkinlere göre daha fazla stres yaşıyorlar. Ergenler stres seviyelerini 10 puan üzerinden ortalama olarak 5.8 olarak değerlendirirken, yetişkinler 5.1’de kalıyorlar. Ergenler, okul ödevleri ve spor gibi alanlarda ise performans konusunda yüksek beklenti baskısı yaşıyorlar. Buna bir de okul sonrası ders çalışmayı, okul dışı faaliyetleri, acımasız bir medya kültürünü ve asla bitmeyen bir sosyal hayatı ekleyin… Çocukluğun büyük bir bölümünün ne kadar yoğun geçtiğini anlamak hiç de zor değil. Sosyal medya, okulların her çocuğu evinde de takip etmesini sağlıyor. Artık hiç kaçış yok. Gece gündüz baskı var. Ayrıca aşırı yoğun planlı hayat, performans baskısı ya da yeteneklerinin ötesinde hareket etmek, yeni insanlarla tanışmak, yeni bir okula başlamak, okul ödevlerinde zorlanmak, akran zorbalığına maruz kalmak ve boşanmış, yeniden evlenmiş ebeveynlere sahip olmak da çocukluğun diğer stres faktörleri arasında sayılabilir.

Doğal sağlık uzmanı ve Baskı Altındaki Çocuklar kitabının yazarı Karen Sullivan, “Ebeveynler, ekstra aktivitelerle düzenlenmiş ağır bir günlük programla çocuklarını inanılmaz bir baskı altında bırakıyorlar. Tüm bu ekstra aktiviteler hayatta başarılı olmalarına yardımcı olmak amacıyla yapılıyor elbette. Ancak bu, çocukların çocuk olmaları ve dinlenmeleri için onlara çok az boş zaman bırakıyor. Çocuklar genellikle “en iyi” olmadıkları için yeterince iyi olmadıkları duygusuyla baş başa kalıyorlar.” Sullivan’a göre bu aktiviteler dinlendirici ve rahatlatıcı olmak yerine başarı odaklı olmaya eğilimli oldukları için bir çocuğun boş zamanını dolduran ve fiziksel ve duygusal kaynaklarını tüketen ağır bir yüke dönüşüyor. Çocuklardan spor, müzik ve ödevleri dahil her şeyde başarılı olmaları bekleniyor. “Eğlence” için ne zamanları ne de alanları var. Bu eksiklik bile başlı başına bir stres kaynağı. Çocukların büyük çoğunluğu yaratıcı bir şekilde oynamak ve okuldan sonra dinlenmek için fazlasıyla meşguller.

Stres kimsenin beyni için iyi bir şey değil. Ancak özellikle bir çocuğun hızlı gelişen beyni, stresli zamanlarda salgılanan kortizolün sebep olduğu tahribata karşı çok daha savunmasız. Beynin Dayanıklılığı kitabının yazarı Dharma Singh Khalsa, kortizolün beyin hücrelerini öldürdüğünü ve onlara zarar verdiğini söylüyor. Aynı zamanda onun en temel yakıtını yani glukozunu çaldığını belirtiyor. Kortizol fazlalığı beynin biyokimyasına ciddi zararlar veriyor.

Çocuklarımızın bununla baş etmelerine nasıl yardımcı olabiliriz? Onların “gevşeme tepkisini” yaşamaları için fırsatlar yaratmalıyız. Uzun bloklar halinde hiçbir şey yapmamayı planlayın! Ve bu saatleri doğada boş boş dolaşarak geçirin. Hepimiz çocuklarımızın zeki ve başarılı olmalarını istiyoruz. Ve daha fazlasını yapmaları için onlara baskı yapıyoruz. Ama belki de her şeyi yanlış yapıyoruz. Belki de planlanmış aktiviteleri azaltmalı ve çocuklarımızın beyinlerini dinlendirmeleri için doğada çok daha fazla zaman geçirmelerini sağlamalıyız. Bu, hem kısa hem de uzun vadede beyinlerinin ihtiyacı olan yakıtı almalarını sağlar. Hem de bu sayede saçları bembeyaz olup yaşlanana kadar fayda sağlayabilecekleri harika bir alışkanlık edinirler.(Alıntı)

Bilyön Koleji

2007 yılından beri eğitim öğretim hayatında varolan Bilyön Koleji, öğrencilerine verdiği değer ve her zaman ön planda tutmuş olduğu eğitim kalitesiyle diğer okulların önüne geçmektedir.

Bilyön Ofis

Tuna Mahallesi 5500/3 Sokak

N0.14/A Çamdibi

Bornova / İZMİR

0(232) 237 0 444
Copyright © 2019 - İzmir Bilyön Koleji Resim/Bilgi Paylaşımı Yapılamaz - Tüm Hakları Saklıdır.